11 Aralık 2019 Çarşamba

35- Fatır suresi 22

وَمَا يَسْتَوِي الْاَحْيَٓاءُ وَلَا الْاَمْوَاتُۜ اِنَّ اللّٰهَ يُسْمِــعُ مَنْ يَشَٓاءُۚ وَمَٓا اَنْتَ بِمُسْمِــعٍ مَنْ فِي الْقُبُورِ

VE MA YESTEVİ: eşit değil, denk değil, bir değil. EL EHYAU: yaşayanlar, diriler, canlılar. VE LA: yok, değil. EL EMVATU: ölüler. İNNE ALLAHE: şüphesiz Allah. YUSMİU: işittirir. MEN YEŞAU: dilediği kişiye. VE MA ENTE: sen değilsin. Bİ MUSMİ'İN: işittiren, duyuran, kavratan. MEN: kişi, kim. FİY EL QUBURİ: kabirlerde, kabirlerin içinde.

Fatır 22 Meali

35:22- Ölülerle diriler bir değildir. Şüphesiz Allah dilediğine işittirir sen ise kabirlerdeki kişilere işittiremezsin.

Fatır 22 Tefsiri

Ölüm hali dünya hayatından koparak uyku moduna geçmektir. Nasıl ki uyurken dünya ahvalinden gafil isek ölünce de dünyada olup bitenlerden haberimiz olmaz. Dünyada neler yaşandığını kıyamet günü öğreniriz. Allahın nebileri bile ümmetinin durumunu kıyamet gününde öğrenecektir. Örneğin İsa aleyhisselam diriliş gününde hesap verirken şöyle diyecektir: ''Bana emrettiğinden başkasını onlara söylemedim. Benim de rabbim sizin de rabbiniz olan Allah’a kul olun (dedim). İçlerinde kaldığım müddetçe üzerlerinde şahittim ama beni vefat ettirdiğin zaman onları gözetleyen sen oldun. Sen her şeye şahit olansın.'' [5/Maide 117]

İşte Fatır 22. ayet de bizim ölülere bir şey duyurmamızın mümkün olmadığına dikkat çeker. Eğer bir ölüyle direk muhatap olursanız lafınız havada kalır, hiçbir yere ulaşmaz. Ama ölü için istiğfar ederseniz, onun adına sadaka verirseniz Allah işitir ve dilerse ölüye haber verir. Çünkü alim ve habir olan Allahtır.

Ölülerin bizi işitmemesi bazı kesimlerin işine gelmez. Uydurulmuş dinlerde ölülere istiane etmek, medet ummak, yardım dilemek, şefaat dilenmek vardır.  İslam ise ''ölülere duyuramazsın'' diyerek ruhçuluğun önünü tıkamıştır. Günümüzde kendini islama nispet edenlerden tasavvufçular, evliya dedikleri kişilerin ruhundan veya resulullahın ruhundan yardım istemeyi huy edinmişlerdir. Bu yaptıkları Kurana %100 zıt olmasına rağmen alakasız ayetlerden delil sunmaya çalışırlar. Örneğin ''Şehitler diridir, filanca zatta şehit mertebesindedir, öyleyse falanca zata yalvarmak şirk olmaz çünkü ölü değildir'' diyerek edeple küfrederler. Gösterdikleri ayetler ise konuyla alakasızdır çünkü  ''Allahtan başkasına yalvarandan daha sapık kimdir?..''  [46/ Ahkaf 5] ayeti ruhçuları sapık ilan eder. Ayrıca ''Deki: Sadece rabbime yalvarırım, ona hiç kimseyi ortak etmem'' [72/ Cin 20] ayeti de rabden başkasına yalvarmayı yasaklar. Rabbiniz/sahibiniz/efendiniz Allah ise ondan başkasına dua edemezsiniz yoksa ortak koşmuş olursunuz.

Hristiyanlar da İsa Nebi'yi rab edinmişler, ona yalvarıp şirk koşmuşlardır. Bozulmuş dinlerin hepsi aynı aracılık fitnesine düşmüşler, kendileri gibi bir beşere dua etmek suretiyle Allah'a ortak koşmuşlardır. Hindular da ganeşa denilen bir insanı aracı edinerek kula kulluk ederler. Budistler de buda denilen bir adamı aracı edinmişlerdir. Mekkeli müşrikler de Lat, menat, uzza, hubel denilen adamları aracı edinmişlerdir. Tarih boyunca şeytan her ümmeti aracılık şirkine davet etmiş, icabet eden de çok olmuştur.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder